Gelecek aya Orta Doğu takvimlerinden kopup, İstanbul takvimlerine eklenmek isteyen Arap Moda Haftasını bekleyeceğim İstanbul’da Gözlerim Kapalı. İsmini de şimdiden ben koyuyorum. Arabesque İstanbul: The Stylish Belly Dancer.
Şu İstanbul’a iki sığmaz, üç hatta n adet moda etkinliği konmalı bence. Moda haftası, günü öyle yapılmaz, böyle yapılırcılar Türkiye turnesine çıkmalı.
Zar zor moda günlerimiz olmuşken, şimdi zaman algısı içinde kaybolan tasarımlarla bir de Fashionable İstanbul’umuz oldu.
Sosyetenin öncü kuvvet olarak defile mekanına bırakıldığı Fashionable İstanbul, umarım dikkatleri tüm o elbise çabasıyla çekmiştir. (Bu arada uzun tuvaletle gelen vardı sayın seyirciler. Yanlış okuduğunu zannedenler için tekrar: UZUN TUVALET.) Avea’nın etkinlik için 4 trilyon TL ödediği söylentilerinin yanı sıra şimdilik bir zemine oturmayan etkinlikten, 6 ay sonra Chanel ve Dior defilelerini bekliyoruz artık. Hatta 1912 tasarımlarını çıkartırsa Chanel söz veriyoruz o elbise şu zamana aitti, kandırıldık diye belgelemeyeceğiz. Bu arada retrospektif Cavalli defilesine burun kıvıran güruhun defile bittikten sonra sandalyelerinden fırlayıp “helal olsun sana”yı alkışa döktüklerini ve çadırı inlettiklerini de es geçmeyelim. (Canlı yayından peki bu izlenimi aldın mı ey okur?)
Canlı yayına söz gelmişken keşke ben de evimdeki koltuğumdan canlı canlı seyretseydim. Popom koltuk görürdü hiç değilse. Keza basın kartımla ayakta kaldığım Türk topraklarında basın oturmuyor cevabını aldığım efsane moda etkinliği olarak şimdiden aklıma kazıdım bile.
Ayrıca defileyi canlı haber kanalından veren ülke olarak da tarihe geçmişizdir herhalde. Buradan Alexander McQueen ve Nick Knight’a sesleniyorum. O kadar uğraşıp internetten canlı yayınladınız defileyi. Ne kadar aksilik oldu. Seneye gelin Türkiye’de yapın bu şovu paşalar gibi, Alexander McQueen’i tüm kanallarda ulusa seslendirelim. En azından 70 milyon seyirci garanti..
Dünyadaki konjonktüre göre de moda haftalarındaki defilelerin bir ünlü eğlencesi haline geldiğini görüyoruz son zamanda. Keza İstanbul etkinliği, bir kısa yol yapıp, direk potansiyel kredi kartlarını ağırladı ilk seferde. Yani bugüne kadar kimsenin aklına gelmeyen bizim organizasyonun aklına gelmişti. Moda basını ve satın almacı ara katmanlar lağvedilmişti.
Ben hem defileleri çetin bir görme mücadelesi içinde adam gibi seyredemedim, hem de ilk gün biri denize düşmüş onu kaçırdım. Neyse başta dediğim gibi hiç üzülmüyorum, gelecek aylarda ansızın düzenlenebilecek olan Arap, Latin ve Afrika İstanbul moda haftalarının moda basıncısı olmak için kenarda ısınıyorum.
